Yapay zeka, makine öğrenmesi, derin öğrenme… Bu üç terim çoğu zaman birbirinin yerine kullanılıyor ama aynı şey değiller. Aralarındaki ilişkiyi iç içe geçmiş üç halka gibi düşünmek en kolayı. Bu yazıda üçünü sade biçimde ayırıyoruz.
Yapay Zeka: en geniş şemsiye
Yapay zeka (YZ), makinelerin insana özgü sayılan görevleri (karar verme, dil anlama, tanıma) yapabilmesini hedefleyen geniş alandır. Kurallarla yazılmış basit bir satranç programı da, dev bir dil modeli de bu şemsiyenin altındadır.
Makine Öğrenmesi: veriden öğrenen alt küme
Makine öğrenmesi, kuralları elle yazmak yerine, sistemin veriden örüntü öğrenmesidir. Aslında büyük ölçüde uygulamalı istatistiktir; olasılık ve dağılım fikirleri (örneğin normal dağılım) tam da burada işe yarar.
Derin Öğrenme: yapay sinir ağları
Derin öğrenme, makine öğrenmesinin, insan beynindeki nöronlardan esinlenen çok katmanlı “yapay sinir ağlarını” kullanan alt dalıdır. Görüntü tanıma ve dil modelleri gibi karmaşık işlerde öne çıkar.
Özet: iç içe halkalar
En dışta yapay zeka, onun içinde makine öğrenmesi, en içte derin öğrenme. Yani her derin öğrenme bir makine öğrenmesidir; her makine öğrenmesi bir yapay zekadır ama tersi doğru değildir. Tanım için makine öğrenimi sayfasına bakabilirsiniz.
İşin hocası ne yapar?
İşin hocası terimleri karıştırmaz; hangi katmandan bahsedildiğini bilir. Çünkü doğru düşünmek, doğru tanımla başlar.
İlgili yazı: Makine Öğrenmesi Nasıl Öğrenir?
